Tarihe Not 20: Mesut Barzani ve Papa Görüşmesi


 2024 Eylül’ünde başlayan ikinci terörle müzakere süreci, Ortadoğu’nun dengelerini yeniden şekillendiren kritik bir döneme işaret etti. ABD’nin Suriye'de PKK/YPG/PYD/SDG/SDF gibi isimleri başka özü aynı olan yapılarla ilişkisini kesmesi ve Ahmet Eş Şara liderliğindeki meşru Suriye hükümetine destek vermesi, bölgedeki güç dengelerini değiştirdi. Trump'ın “Suriye’de kum ve ölüm var” diyerek çekilme politikasını açıklaması, aynı anda Kürtlere yönelik “seviyoruz, destekleyeceğiz” mesajı vermesi, sürecin çelişkili doğasını ortaya koydu. Bu atmosferde Türkiye destekli, ABD müdahalesi olmayan operasyonlar hız kazanırken, bölgedeki aktörler kendi çıkarlarını korumak için farklı yollar aramaya başladı.  

Suriye ordusu ve silahlı Arap aşiretleri, PKK’nın kontrolündeki Halep’in doğusu, Rakka ve Deyrizor’u geri aldı. PKK ise Ayn el Arap (Kobani) ve Kamışlı (Haseke) bölgelerine sıkıştırıldı. Bu süreçte sahte kahramanlıklarla öne çıkan sahte Kürt Şivan Perwer, Amerika’nın çekilmemesi için ağlayarak yardım istediği bir video yayınladı. Aynı dönemde Irak Bölgesel Kürdistanı elebaşı Mesut Barzani, 29 Kasım 2025’te Cizre’ye peşmerge kıyafetiyle ve özel kuvvetlere benzeyen silahlı korumalarıyla gelirken, 21 Ocak 2026’da Papa 14. Leo ile görüşmek üzere Vatikan’a takım elbiseyle gitti. Bu sembolik tercihler, kimin karşısında nasıl davranıldığını ve hangi güç odaklarına bağlılık gösterildiğini açıkça ortaya koydu.  

Barzani’nin Papa’dan yardım dilenmesi, Suriye'deki PKK kontrolü bölgede “sivil” adı altında çocukların ve kadınların silahlandırıldığı gerçeğini gölgeleyemez. Bu yapılar öldüğünde “sivil kayıp” olarak lanse edilmesi, emperyalizmin en bilindik taktiklerinden biridir. Rakka’dan çekilen PKK’nın geride bıraktığı şehirde fırın dahi bulunmaması, 15 yıldır petrol, baraj, tarım alanları ve Amerikan yardımlarını kullanmalarına rağmen halkın temel ihtiyaçlarını karşılayamayan bir yapının gerçek yüzünü gösterdi. Öcalan'ın da Türkiye'de de bunu yapmalıyız dediği demokratik konferal sistem, PKK'nın Rakka'dan çekilmesi sonucu 15 yılda fırın bile yapamamak olarak açıkça başarısızlığı gösteriyor.

Mesut Barzani’nin Vatikan’da kravatlı takım elbiseyle, Cizre’de, Diyarbakır'da, Ankara'da ise peşmerge kıyafetiyle görünmesi, aslında bir kimlik ve bağlılık göstergesidir. “Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz” sözü burada anlamını bulur: Kimin karşısında nasıl durduğunuz, kimin yanında hangi kıyafeti giydiğiniz, gerçek niyetinizi ortaya koyar. Sahibinin yanında kravat ile boynunu bağlar, Türk Milletine karşı peşmerge kıyafetiyle tehditvari tüfeklerle düşmanca gelir. Ama unutulmamalıdır ki emperyalizmin kucağından inmeyen unsurların kalıcı bir ulus yaratması mümkün değildir. Bu kişiler için Hristiyanlık aleminin başı Papa bir efendi, kendi coğrafyasında kesip biçtiği düşmanlık ettiği tüm Müslümanlar ise düşmandır.

Terörist olduğu yetmiyor bir de Müslüman karşıtı, aynı zamanda Allah düşmanı.. 

İslam'ın 1000 yıldır sancaktarlığını yapan, Balkanlarda, Akdeniz'de, Anadolu'da İslam'ı tutan Türk Milleti onun için düşman unsur, Hristiyanlık aleminin Ruhani lideri Papa ise yardım umulan bir efendi. Manzara oldukça açıktır. 

Bugün Türkiye'de de apoyla müzakere sürecini destekleyen, Suriye'deki gelişmelere Türkiye aleyhine politikaları ve PKK yapısını destekleyen kendine milliyetçi, Atatürkçü, muhafazakâr, demokrat diyen tüm aktörlere söylenecek söz, İsmet İnönü’nün veciz ifadesidir: “Ayıyla yatağa girilmez.” Herkes kendi ayısına sahip olmalı ve tekrar tekrar unutulmamalıdır ki kalıcı olan tek güç, milletten alınan güçtür. Milletin iradesi olmayan hiçbir politika millete dayatılamaz. Faturayı birileri öder.


Sezer Avcı

28.01.2025

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Tarihe Not 10: Kartalkaya Otel Yangını

Tarihe Not 11: Rize Orta Camii'nin Yıkılması

Tarihe Not 9: Ümit Özdağ Tutuklandı